
Gayrimenkul Hukuku
10 Yıllık Kiracının Tahliyesi: Bilinmesi Gereken Her Şey (TBK 347)
3 Kasım 2025 | BY Demirışık Hukuk
Özellikle uzun süreli kiracılık ilişkilerinde gündeme gelen “10 yıllık kiracının tahliyesi” konusu, yanlış bilinen ezberler ve kritik usul hataları nedeniyle ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesi, mülk sahibine belirli şartlar altında sebep göstermeksizin tahliye hakkı tanıyan özel bir düzenlemedir. Bu yazımızda, bu hakkın ne olduğunu, nasıl doğru hesaplanacağını, süreçteki tuzakları ve stratejik önemini detaylı bir şekilde ele alacağız.
“10 Yıllık Kiracı” Değil, “10 Yıllık Uzama Süresi”: Doğru Hesaplama Nasıl Yapılır?
Uygulamadaki en büyük yanılgı, kira sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren 10 yıl geçince kiracının tahliye edilebileceği düşüncesidir. Oysa kanun, “10 yıllık kiracıyı” değil, “on yıllık uzama süresinin” dolmasını şart koşar. Bu iki kavram arasındaki fark, tahliye hakkının ne zaman doğacağını belirler.
Belirli süreli (genellikle 1 yıllık) sözleşmelerde hesaplama şu formülle yapılır: İlk Sözleşme Süresi + 10 Yıl. Örneğin, 1 Ocak 2015'te 1 yıllık bir sözleşme imzaladıysanız, sözleşmenin ilk yılı 1 Ocak 2016’da biter. On yıllık uzama süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlar ve 1 Ocak 2026’da sona erer. Dolayısıyla, mülk sahibinin tahliye hakkı, toplamda 11 yılın sonunda doğar.
Kiraya Verenlerin En Büyük Hatası: Süreyi Sıfırlayan "Yenileme Sözleşmesi Tuzağı"
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal kararlarına göre, 10 yıllık uzama süresi işlerken tarafların yeni tarihli bir kira sözleşmesi imzalaması, bu süreyi sıfırlar. Mülk sahipleri genellikle kira bedelini güncellemek gibi iyi niyetli amaçlarla yeni bir sözleşme yapma hatasına düşmektedir. Ancak bu durum, tahliye hakkının doğmasını yıllarca erteleyebilir. Örneğin, 7. yılında yeni bir sözleşme imzalayan bir mülk sahibi, 10 yıllık uzama süresinin en baştan, yani yeni sözleşmenin bittiği tarihten itibaren yeniden başlayacağını bilmelidir. Bu tuzağa düşmemek için kira artışları, mevcut sözleşmeye ek bir protokolle veya banka dekontları üzerinden fiilen yapılmalı, yeni bir sözleşme imzalanmamalıdır.
10 Yıllık Süre Dolan Kiracıyı Tahliye Süreci: Adım Adım Yol Haritası
Süre şartı sağlandıktan sonra tahliye için izlenmesi gereken üç temel adım vardır:
Fesih İhbarnamesi: Mülk sahibi, 10 yıllık uzama süresini takip eden her yeni uzama yılının bitiminden en az 3 ay önce kiracıya yazılı bir fesih bildirimi (ihtarname) göndermelidir. Bu süre hak düşürücü olup, kaçırılması halinde tahliye hakkı bir sonraki yıla ertelenir.
Zorunlu Arabuluculuk: 1 Eylül 2023 itibarıyla, kira uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu hale gelmiştir. İhtarname sürecinden sonra dava açmadan önce bu yasal şart yerine getirilmelidir.
Tahliye Davası: Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde, fesih bildiriminin yapıldığı uzama yılının sonunda Sulh Hukuk Mahkemesi'nde tahliye davası açılır.
TBK 347'nin Stratejik Gücü: Tazminatsız ve Yaptırımsız Tek Tahliye Yolu
TBK 347'yi diğer tahliye nedenlerinden ayıran en önemli özellik, mülk sahibinin herhangi bir sebep gösterme zorunluluğunun olmamasıdır. Ancak asıl stratejik üstünlüğü, Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde düzenlenen “yeniden kiralama yasağı” yaptırımına tabi olmamasında yatar.
Örneğin, “ihtiyaç nedeniyle” (TBK 350) kiracısını tahliye eden bir mülk sahibi, aynı mülkü 3 yıl boyunca eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Kiralarsa, eski kiracısına yüksek bir tazminat ödemek zorunda kalır. Bu durum, mülkünü güncel piyasa değerinden yeniden kiralamak isteyen mülk sahipleri için büyük bir engeldir. Oysa TBK 347'ye dayanarak yapılan tahliyelerde bu yasak ve tazminat riski bulunmamaktadır. Mülk sahibi, tahliye sonrası mülkünü dilediği kişiye, dilediği bedelle hemen kiralayabilir.
Sonuç: Süreci Doğru Yönetmek Esastır
TBK 347, uzun yıllar mülkünü kiraya vermiş mülk sahipleri için mülkiyet hakkını dengeleyen güçlü bir hukuki araçtır. Ancak bu hakkın kullanımı; sürelerin doğru hesaplanması, yenileme sözleşmesi tuzağından kaçınılması ve usulî adımların (ihtar, arabuluculuk, dava) eksiksiz takip edilmesine bağlıdır. Kiracılar için ise en etkili savunma, mülk sahibinin bu teknik süreçte yapabileceği olası usul hatalarını tespit etmektir. Her iki taraf için de hak kaybı yaşamamak adına, bu karmaşık sürece girmeden önce mutlaka kira hukuku alanında uzman bir avukattan danışmanlık alınması kritik öneme sahiptir.
Yazar Hakkında

